Mesudiye Hakkında
Yöresel Kıyafetler:
Büyük önder Atatürk’ün kılık kıyafet devrimine en çabuk uyum sağlayan yörelerden biri de Mesudiye ve yöresi olmuştur. Eski kıyafetler çabucak yerini çağdaş kıyafetlere bırakmıştır. Başta kasket ve ayaklara lastik ayakkabı giyilmektedir. Ayrıca ayağa yün çoraplar giyilir.
Kadınlar genellikle entari denilen uzun kollu basma giysi giyer. Üzerine elde örme hırka ve yelek giyilir. Elbisenin önüne peştamal denilen önlük bağlanır. Ayaklara yün çorap ve lastik ayakkabılar giyilir.
Son yıllarda Mesudiye’nin büyük şehirlerde olan bağlantıları ve kültür düzeyinin daha da yükselmesi nedeniyle köylerde bile hala modern giysiler giyilmektedir. Kadınlar ayrıca başlarına bürük denilen tülbent bağlarlar.
Halk Oyunları:
Mesudiye yöresi halk oyunları Karadeniz ve Orta Anadolu özellikleri taşımaktadır. Horon, Halay ve Karşılama türünde değişik oyunlar vardır. Horon ve Halaylar Orta Anadolu oyunlarına göre daha sert figürlü ve daha çabuk tempoludur. Özel bir giysisi yoktur. Mevcut giysilerle oynanır. Oyunlar, davul, zurna ve kemençe eşliğinde, kadın ve erkeklerle birlikte oynanır.
En çok oynanan oyunlar şunlardır:
Dik Horon, Tamzara, Nuri, Kerem, Üç Ayak, Halay, Madımak, Rum, Diki ve Karşıl madır.
Dik Horon, Tamzara, Nuri, Kerem, Üç Ayak, Halay, Madımak, Rum, Diki ve Karşıl madır.
Efsaneler:
Bilinen en yaygın efsane Uzun Kızlar efsanesidir. Anlatılanlara göre çok eskiden, iki kız kardeş varmış. Bir gün düşmanlar, bu kızların yaşadığı yerleri ele geçirmişler. Kız kardeşler düşman askerlerine yakalanmamak için Allah’a yalvarmışlar ve kendilerini toprağa gömmesi için dua etmişler. Allah kızların dualarını kabul ederek, kızların bulunduğu yerdeki toprağı alt üst etmiş ve kızları toprağın altına almış. Bu gün bu kızların mezarları olduğuna inanılan iki uzun taş yığını Eriçok Tepensinde bulunmaktadır. Bu yer, bugün bile bir ziyaret yeri olarak ziyaret edilmekte ve kurbanlar, adaklar kesilmektedir. Eskiden yağmur duası içinde buraya çıkılır ve dua edilirdi.
Bir başka söylencede Aşık Kerem’in Mesudiye yöresine geldiği ve bir yaz günü kar yağdığını görünce “Akıl ermez Kara Melet’in işine/ İki ay yazı var, onu da katar kışına.”dizelerini söylediği anlatılmaktadır.
Maniler:
Mesudiye ve çevresinde düğünlerde ve eğlencelerde kızlar ve erkekler tarafından söylenen bir çok mani vardır. Bu manilerden bazıları şunlardır:
Köprüden geçer iken, Ben atıma yüklerim,
Köprü salladı beni. Gürgen hartamasını.
Yeşilce’nin kızları, Gülüm kimden öğrendin,
İpsiz bağladı beni. Adam aldatmasını.
Köprü salladı beni. Gürgen hartamasını.
Yeşilce’nin kızları, Gülüm kimden öğrendin,
İpsiz bağladı beni. Adam aldatmasını.
Haydin gidelim bağa, Harmanın o yanına,
Odun yapalım bana. Dolan gel bu yanına.
Yeşil yaprak altında, Kızlar horon oynuyor,
Neler söylerim sana. Girelim kollarına.
Boş yayık gümbürder mi, Salındım girdim bağa,
Garip başım güler mi, Başım değdi yaprağa.
Anasından gülmeyen, Kız ben seni almazsam,
El oğlundan güler mi? Girmem kara toprağa.


